Birkaç sene önce Radyo Alaturka'da rastladım bu şarkıya ilk kez. Aklımda kalan üç şey vardı yalnızca: Düzenlemedeki tuhaf trafik, marazi bir sevdaya duçar canhıraş bir kadın vokal ve "sev beni!" nakaratı. Günlerce Google'da "sev beni" arayışlarıma (!), internetten yüzlerce plak tarayışlarıma rağmen şarkıyı bulamadım. Kamuran Akkor'un sesini ayırt edemeyişimin payı da yüksek tabii muvaffakiyetsizliğimde. 1972 kaydı olduğundan o kesif, dumanlı, "icabında" maskülen tını daha yerleşmemiş sadasına. Belki de bu şarkı onun tekniğinin dönüm noktası… 60 sonlarındaki Sezen Cumhur Önal sözlü pop plaklarıyla çıkışının ardından arabeske yelteneceği sulara girmiştir artık... Unutmadan, bir Akkor'umuz daha var, Gönül’lü olan. Gönül Akkor icrası da zirvelerde çınlayan kudretli bir pustur hep…
Bugün yine aynı radyoda çıktı karşıma. Bunda şaşacak bir şey
yok. O dönemin şarkılarını onlar, Radyo 45lik ve Pal Nostalji'den başka repertuarlarına alacak ulusal radyo yok, en
azından İstanbul hudutlarında. İşin en çalımlı kısmı, bu şarkıyı –hilafsızdır
sözüm– ilk kez yine aynı koordinatlarda Çengelköy Havuzbaşı'ndan geçerken dinlemiştim.
Çengelköy’le Beylerbeyi arasındaki Yalıboyu Caddesi’nin yalılarının
duvarlarından çınlıyordu sanki ilk dinlediğimde. Kimsenin dönüp bakmadığı yalılar
yakınıyor muydu acep “Sevin Beni!” diye? “Sev Beni Yalıları…” Bu kez
Google'daki ‘entry’lerimi şansa bırakmamak için birçok kısmını ezberledim
dinlerken. Ve mutlu son! Sait Ergenç’e ait şarkının sözleri ve notaları. Sait
Ergenç, Halit Ergenç’in babası. Ben İnsan
Değil Miyim?’in de bestecisi. Şehir Tiyatroları’nda da oynamış. Vokalin de adını araştırıyorum,
bulmaya çalışacağım ama kendisi, şaşalatan ve harlatan bu performansının akabinde
sahne koridorunun iki yamacındaki kadehlerin üstünde alkış çırpan ellerden, eh
tabii tedbiren, seğirterek uzaklaşıyor. Bu sırada aranjör, bir ara zurnanın dahi zırtlayıverdiği bu
gerilimli şarkıyı bakır üflemelilerle uğurluyor. Böylece sevilmese de
severek –hem de kanlı, kıpkırmızı tabutundan, kefenlere sarılı haykırarak– delikanlılık vazifesini ifa eden bu müzmin şizofrenik kahramanı, biraz da sarakayla
karışık teskin edip pışpışlıyor mu dersiniz? Nostalji radyoları bazen böyle işte: bu cins, demode, güya ölmüş, delilik ile hezeyanların yalı duvarlarından hortlayıverdiği medyumlar...
Seni Sevmek İçin Ölmek mi Lazım?
Seni sevmek için ölmek mi lazımKahrından her gece içmek mi lazım
Ağlarım gülemem
İsterim sevemem
Hayatım boşa geçiyor
Sana yâr mı yoksa köle mi lazım
Bana sorsan seni öldürmek lazım
Aşkından ölüyorum
Sonu yok biliyorum
Perişan oldum, perişan oldum
Sev beni, sev beni
Ya sev ya öldür beni
Yıllardır ağlattın
Bir gün de güldür beni, zalim...