frederic caudron etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
frederic caudron etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Ocak 2026 Cuma

İki Yarım Her Zaman Bir Etmez!

Blois Masters'tan Bir Bilardo Ziyafeti, Aralık 2025

Bir sporcu müsabaka sırasında, birinden birini büsbütün feda edemeyeceği iki zihin tabakası arasındaki gerilimi yönetmek durumunda: Birincisi hesap kitaptan, matematikten, analitik düşünceden, bilinçli planlardan sorumlu. İkincisi ise otomatik işleyen, sezgisel, daha bilinçdışı alana ait, bisiklet sürmek gibi motor becerilerle alakalı yanı. Örneğin bir motokuryenin tekerler hareket hâlindeyken daracık bir kanaldan nasıl geçeceğim diye bir anlık “fazla” düşünmesi toslayıp yalpalamasına sebep olabilir. Bilardoya transfer edersek, “fazla” hesap kitap, teknik elementlerdeki karar veya savunma-atak tercih süreçlerindeki anlık sürüncemeler, sezgisel ve hissî melekelerinize ihanet olacaktır. Sporcu iç dünyasındaki bu karmaşık dengeyi sağlama mesaisine ilaveten kendi dışındaki rakibini gözetmekle de meşguldür. Elit sporcuların en önemli alametifarikası bunların tümünün ahengini yakalayabilmelerinde! Aralık’ta oynanan Blois Masters’taki Tayfun Taşdemir - Frédéric Caudron maçı, 15 ıstakada 50-44 sonuçlanıyor. 50’ye ilk varanın kim olduğunu bilen biliyordur da izlemeyenler için sürpriz olsun; “mağlub”un 3 ortalamayla masadan ayrıldığı bir günden bahsediyoruz. 80 dakikalık bu ziyafet iki zihin tabakasının diğerini gölgeleyip sıkboğaz etmediği, iki yarımın bir ettiği periyotlarla dolu. Hisseli seyirler. 😊

Not 1: Bu yazıda Görkem Bilenoğlu'nun, her branştan sporcu için temel önemi olan "Tenis'in İçsel Oyunları" (W. Timothy Gallwey) adlı kitaba atıf yaptığı yazısından ilham aldığımı belirtmeliyim.
Not 2: Yazılarıma, sözlü yorumlarıma kaynak belirterek değinmeniz sözlerinizin etkisini küçültmeyecek tam tersine onları daha özgüvenli, müzakereye açık ve etik kılacaktır.
Not 3: Maçın tekrarını resmî yayıncı Soop üzerinde bulamadığım için bu korsan bağlantıyı paylaşmak zorunda kaldım.

Maçın tamamını bu YouTube bağlantısından izleyebilirsiniz:


29 Kasım 2014 Cumartesi

Kore’deki 3-Bant Bilardo Dünya Şampiyonası ve Mükellef Bir Şampiyon Choi



Genç olgunluk diye bir şey vardır ya hani, Choi'nin kendi atışına hakem sayı vermesine rağmen olmadı deyip Sanchez'i masaya davet etmesi o kabilden. (Tuncay Akay’a olmayan sayıyı kare kare tespit edip cümle âleme ispatladığı için teşekkür.) Biraz da dedikodu: J Bir de Zanetti'yi düşünün, geçen hafta adam çaçaron çaçaron, Sanchez'le kavga etti İsviçre'de. Hayır, hırsını, direncini seviyorum ama bu kez abartmıştı... İyi oldu vallahi, içimin yağı eridi. Tayfun bence kesinlikle sıradan bir oyuncu değil. İstisnasız her maçta o kadar orijinal çözüm(leme)leri oluyor ve bunları öyle rahat icra ediyor ki onun enteresan zekâsının yarısını (Choi hariç) Korelilerin çoğunda görmüyorum. Tamam efendi, disiplinli çocuklar da külliyen 40 sayı triple, turnike, havuz, acem izlerken sıkılıyor insan, ya onlar atarken sıkılmıyor mu?

Hem bunların atası Sang Lee en gözü kara varyeteciydi. Varyeteden kastım apaçık sayı varken maç disiplininden çıkıp artistiğe yeltenmek değil. Oyuncunun müşkül durumların altından yaratıcılığı, pozisyon ve teknik dağarcığıyla kalkabilmesi. Choi’nin olgunluğu hem kişiliğinde hem de oyununda. Bazı çözümleri taştan sıkılan su misali. Zaten karşılığını şampiyonluklarına bir tane daha ekleyerek aldı.

Bilardoyu sıkıcı Asya çağı mı bekliyor?

Bu turnuvada mesela Cho, Caudron'u sürKLASe etti. Öyle mi acep? Istaka her ona geçtiğinde pozisyon tercihim Blomdahl-Tran'a kaçmacacılık yönünde cereyan etti. Tran'ın (Vietnam) oyunu daha göze hoş geliyor bence. Ki Tran'ın “tarihinde” Blomdahl'la yaptığı bir maç vardır, çok geri düşmesine rağmen izleyenlerin ağzını açık bırakmıştır. O günkü maçın ve Tran'ın sonraki numaralarının Türkiye'de az izlendiğini sonra fark ettim. Çünkü Tran Türkiye'ye geldiğinde (Cho şampiyon olmuştu o turnuvada) tribünlerden bir dolu "bu çocuk da kim ya?" sesleri yükseliyordu.

Dikkatinizi çekti mi, bugün Cho zor bir pozisyonla karşılaşıp kısa süre sonra bîçare alt dudağı, üst dudağını örttüğünde Blomdahl o pozisyon için zihninde 2 varyeteyi çoktan elemiş 3.yle 4. arasında açık oturum veya referanduma gitmişti. (Cho sallayıverdi oturdu.) Pozisyon dağarcığı araştırmak, öğrenmek, çalışmak ve yaratıcılıkla büyür ama yaratıcılık da cesaretle ilgili bir şey. Tayfun'un bazen atış tercihlerinden dolayı eleştirildiğine şahit oluyorum, fakat bu tür oyunculara karşı galibiyet risk almadan kazanılmıyor. Tayfun şu an ilk 10’da, ilk 3’e girinceye dek pek çok deneme-yanılması olacaktır... Ya da Cho'nun zaman zaman yaptığı gibi baştan iyi start alıp ustaları zora sokmak mümkün. Cho'nun mücadele azmi ve gücünün yüksek olduğu da malum, 40-32'den şampiyon olduğunu unutmayalım. (Tayfun dünyada hem geriden gelerek tırnağıyla dişiyle hem de önde götürerek kazanma becerisine sahip nadir oyunculardan.) Velhasıl, Avrupalı üstadlar emekli olduğunda meydan Asya'ya kalacaksa oyunu daha izlenir kılmaları için onları zorlamalı. Yoksa bu monotonlukta devam edeceklerse ve uzun süreli bir “Asya çağı” yaşayacaksa bu spor, bilardonun eskisinden daha 'klas' olmayacağı yönünde şüphelerim var (şimdilik).